Şok Olacaksınız Baykal susturulmak mı istendi!

Elbette bütün insanlar yaşlanır, hastalanır ve ölür.
Fakat önemli devlet adamları, siyasi liderler, önderler, mutlaka ölümlerinden önce ve sonra birtakım ayak izleri takip edilerek, ölümlerindeki şüpheli noktalar araştırılır ve araştırılması da gerekir.

Erbakan Hoca’dan Turgut Özal’a hatta Muhsin Yazıcıoğlu’na kadar pek çok önemli liderin ölümünde suikast, zehirlenme ve kasıtlar aranmıştır. Vefatından yıllar sonra Özal’ın mezarı dahi açılıp, DNA testi yapılmıştır.

Tabii esas olması gereken, liderlerin neden öldürülmüş olabileceği, bulundukları ortamlar, Batı dünyasına göre davranışlarındaki zıt noktalar, Avrupalı zalim ve emperyalist ülkelerin bu liderlerden endişe etmeleri, siyasi çıkarlar ve etrafında birtakım hesapların olup olmadığı, aynı şekilde buna bağlı olarak araştırılmalıdır.

Atatürk’ün dahi yıllar sonra ölümünden şüphe edilmiş, zehirlendiği üzerinde konuşulmuş, Osmanlı Padişahları ve değişik hanedanlar, Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin ve diğer padişahların üzerinde hep bu zehirlenme ve suikast planlarının izleri araştırılmıştır.

Şimdi acaba Baykal’ın durumu da normal bir beyin kanaması mıdır? Yoksa planlanmış bir suikast mıdır?
Tabii ki öncelikle Baykal’ın Fransa’nın Strasbourg kentinde yapmış olduğu temasların öncesi ve sonrası, Türkiye’ye dönmesinde böyle bir şeyin vuku bulması, yüksek solunum sıkıntısı, ateş, çarpıntı şikayetiyle hastaneye kaldırılması, İbn-i Sina Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınması, mutlaka araştırılmalıdır.

Zatürree ve damar tıkanıklığı teşhisi konulan Baykal’ın, beyninde olan basınç nedeniyle, üçüncü kez peş peşe ameliyat edilmesi çok ilginçtir. Yoğun bakım süreci de çok ciddi bir risk taşıyan bir ünitedir.

CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın rahatsızlığı herkesi şaşırttı. Çünkü 79 yaşına rağmen istikrarlı bir şekilde spor yapan, beslenmesi ve uyku düzenine çok dikkat eden Baykal’ın aniden komaya girmesi, ihmal ya da başka şüpheleri de gündeme getirmeye aday görünüyor.

Baykal rutin sağlık kontrollerini aksatmayan bir siyasetçi idi, çok kısa süre önce de sağlık kontrolünü yaptırmıştı. Baykal Türkiye’nin AB üyeliği konularını konuşmak üzere, 8 Ekim Pazar günü gidip, 14 Ekim Cumartesi günü Strasbourg’dan Ankara’ya dönüyor. Orada ne yedi, ne içti, nasıl bir tempoda ve kimlerle görüştüğü şu aşamada bilinmiyor.

Fakat eşi Antalya’da, kendisi ise Ankara’da kalıyor, yardımcısı da olmayan Baykal sabaha karşı 05:20’de fenalaşıyor, son bir gayretle koruması Mehmet Güleç’i arıyor. Koruma Güleç hemen Angora villalarının güvenliğini arayarak, Deniz beyin evinde tuhaf bir durum var, Deniz beye bir şey oldu, benim gelmemi beklemeyin, kapıyı kırın diye talimat veriyor.

Baykal’ın telefonu sağ tarafında duruyordu, sol tarafında olsaydı telefonu alamazdı. Sol tarafından felç geçiren Baykal, telefona ulaşamayacaktı. Koruma Mehmet Güleç Baykal’ın oğlu Ataç Baykal’a ulaşıp yönlendirmesiyle, Memorial Hastanesi’ne hareket eden ambulans, İbn-i Sina Hastanesi’ne gönderildi.

2009 yılında, bir kaset komplosu ile parti başkanlığından uzaklaştırılan Baykal, Haluk Örgün’ün arabasıyla Beylerbeyi’nde, bir mekanda buluştular. Haluk Örgün FETO’nun çok yakın akrabası olan Ali Bayram’ın damadıdır. Hiçbir gazetecilik deneyimi olmamasına rağmen, tepeden inme Zaman gazetesinin Ankara temsilciliğine, FETO tarafından getirilmiştir. Çünkü FETO’ya böyle sadık bendeler ve kurye elemanlar lazımdır. Deniz Baykal’ı kiminle görüştürmüş ve ne vaad edilmiştir?

Haluk Örgün gibi FETO’nun kurye elemanlığını yapan birinin, Deniz Baykal’ı arabasına alıp gizlice götürmesinin ve Beylerbeyi’nde birisiyle görüştürmesinin sırrı nedir?

Daha sonra; Baykal’a yapılan kaset komplosu, henüz daha tam manası ile hukuken araştırılmadan kendisi bir açıklama yaparak, bu olayda Atlantik ötesinin hiçbir müdahalesi yoktur deyip, kendisi ile ilgili bu meselede araştırılmasını istemesi gerekirken, FETO’yu aklamaya çalışmış ve okyanus ötesine selam göndermiştir.

İşte bu tutumuyla FETO ile olan ilişkisini apaçık ifade etmiştir.
Bu hafta Şerif Ali Tekalan üzerinden servis edilen fotoğraflardan birinde, Haluk Örgün FETO’nun odasında, özel bir konumda yan yana duruyor, bu fotoğrafın Baykal’ın beyin kanaması geçirmesine denk gelmesi, FETO ile olan yeni bir pazarlık konusunda, acaba bir tartışma mı oldu? Düşüncesini akla getiriyor.

Çünkü kendisine taahhüt edilen Cumhurbaşkanlığı veya tekrar partinin başına geri dönmesi sözünün yerine gelmemesi üzerine, Strasbourg’ta görüştüğü FETO yakınları varsa, onlarla ne konuştuğu veyahut yeni seçimlerde itibarını ve oy potansiyelini çok düşüren Kılıçdaroğlu’na karşı, CHP’nin başına yeniden eski Atatürkçü kimliğiyle partiyi ele alıp geriye dönmek istemesi, böyle bir komploya, kumpasa, belki de zehirlenmeye sebep olabilir mi diye, insan düşünmeden edemiyor.

FETO ile olan hususlarda aralarında bir anlaşmazlık olup da, susturulmak istenmiş olabilir mi?

Nurettin Veren/Yeni Akit

Bundan Daha İyi Anlatılamazdı, Rahmetli Erbakan’ın Anısı

Bingöl’deki bir miting sırasında; “Kürtçe konuşmak istiyoruz” pankartını gören rahmetli Necmettin Erbakan, pankartı açanı çağırır ve sorar:
Gel bakalım, Kürtçe konuşup ne anlatacaksın.?
Der ki : Halkımızın özgürlüğü, devrim, Önderimiz Apo..
Erbakan tamam, yeterli der. Sen değil Kürtçe, Türkçe de konuşsan gafilsin, zarardasın.

Ve döner yanındaki Kürt korumasına sorar; sen anlat bakalım, Kürtçe konuşsan bu millete ne anlatırsın?

Koruma cevap verir : Allah, Peygamber, İttihad, Adalet, Ahlâk..Erbakan tamam

der, sen değil Kürtçe ve Türkçe, İbranice de konuşsan başımın tacısın..

Erbakan hocanın bu anısından anlayacağımız üzere insanın konuştuğu dil veya ırk hiçbir şeyi farketmiyor. Önemli olan burada insanın yönelmiş olduğu taraftır. Bu yazımızda asla hiçbir dil veya ırka mensup kişilere hakaret amaçlı bir içerik yoktur.

Onbinlerce PKK’lıyı Öldüren Teröristlerin Korkulu Rüyası Sarıkız Örümceği…

Evet şimdiye kadar gördüğünüz örümcekleri yaratıkları ve hayvanları unutun..
Bu örümcek bambaşka bir şey. Soktuğu kişinin soktuğu yer yarılıyor ve daha sonra o yarık büyüyor ve artık deri vs kalmıyor soktuğu yerden kesmek zorunda kalıyor aksi halde bu tüm vücuda yayılıyor.

Soktuktan sonra 1 gün içinde cerrahi müdahale yapılmazsa artık çok geç kalmışsınız demektir.

Binlerce pkk lı teröristi sokarak öldüren bir ALLAH ın azabıydı da ondan.

kuzey Iraktan Mardin’e kadar olan bölgede çoğunlukla olmak üzere TÜRKİYEnin hemen her yerinde görülen bu devasa örümcek sadece pkk değil malesef askerlerimizinde korkulu rüyasıdır,ama çok şükür ki daha sarı kızın sebeb olduğu bir mehmetçik şehadetine rastlanmamıştır.

DETAYLI BİLGİ

Van’ın Ağartı Köyü’nde yalancı örümcek olarak da bilinen ’Solifugae’ türü dev örümcek görenleri tedirgin ediyor.

Halk arasında et yiyen örümcek olarak bilinen türün zehirli olmamasına rağmen çok saldırgan olduğu ve güçlü çene yapısıyla et yiyebildiği belirtildi.

Geçen yıl ’Et yiyen örümcek’ olarak gündeme gelen ve paniğe sebep olan Solifugae türü örümcek, Van’ın Ağartı Köyü’nde görülmeye başlandı.

Bir köylü tarafından fark edilen ve bir kutu içinde saklanan Solifugae görüntüsüyle dikkat çekiyor.

Güneş battıktan sonra ortaya çıkan ve çok hızlı hareket ettikleri ve sıçrama özellikleri bulunan Solifugae türü yalancı örümcekler, tediginliğe neden oldu.

Bacaklarıyla birlikte yaklaşık 15 santimetreye kadar ulaşan uzunlukları ve iri yapısıyla ürkütücü görüntüye sahip örümceklerin zehirli olmadığı belirtildi.

Bu türler üzerine araştırma yapan Siirt Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji ABD Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Lokman Kayci, Solifugae türünün halk arasında örümcek olarak bilindiği ancak, farklı bir tür olduğunu söyledi.

Görüntüsü itibariyle ürkütücü olduğunu belirten Yrd.Doç.Dr. Kaycı, şunları söyledi:
“Genellikle gece karanlığında ortaya çıkarlar. Sıcak ve kuru arazilerde yaşarlar. Gündüz pek hareket edemezler. Çok saldırgan yapıları vardır. Güçlü çene yapısı nedeniyle et parçasını dahi koparıyorlar. Daha çok kelebek, fare, kuş leşleriyle besleniyorlar.”

Can Dündar Hollanda’da Böyle Rezil Kepaze Oldu

PKK’lı Sadet Karabulut’un daveti üzere Hollanda Parlamentosu’nda, yaptığı ihaneti büyük bir keyifle anlatmak üzere Parlamentoya gelen vatan haini Can Dündar, Türk kökenli vekil Tunahan Kuzu‘ya tosladı.

DENK partisi Hollanda milletvekili Tunahan Kuzu, vatan haini firari Can Dündar’ın işlediği suçları tek tek saydı, “senin yaptığın vatan hainliğidir. Bu ihanet Hollanda’da kabul edilemez. Türkiye’de yaptığın hainliği Hollanda’da yapsaydın 15 yıl hapis cezasına mahkum olurdun. Ve ayrıca senin buraya gelmen Türkiye’deki olayları buraya taşıman asla Türkiye-Hollanda dostluğuna zarar vermeyecektir,” şeklinde açıklamalarda bulundu.

DÜNDAR’DAN iHANET iTiRAFI
Köşeye sıkışan firari hain Can Dündar, Kuzu’nun açıklaması karşısında, “doğru, haklısın yaptığım suç kabul ediyorum,” diyerek ihanet suçunu kabullendi.

Barzani’den Şok Tehdit geldi! Türkiye sınırına…

Erbil yönetimi, ABD’nin gözcülüğünde ordu birlikleri ve peşmergenin Türkiye sınırına birlikte konuşlanmasını teklif etti. Merkezi hükümetin teklifi kabul etmesi beklenmiyor.

Irak’ta kontrol ettiği sınır kapılarını merkezi hükümete devreden Mesut Barzani, Türkiye sınırına ordu birlikleri ve peşmergenin birlikte konuşlanmasını teklif etti.

Uluslararası ajans Reuters’ın son dakika haberine göre, Barzani’nin teklifinde ABD’nin başını çektiği uluslararası IŞİD koalisyonunun gözlemci olması isteniyor.

Erbil yönetimi, söz konusu öneriyi bir iyi niyet göstergesi olarak sundu.

Bağdat yönetiminin teklifi kabul etmesi beklenmiyor.

İbadi’ye yanıt: Anlaşma imzalanmadı

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY), bu sabah merkezi hükümetle herhangi bir anlaşmanın imzalanmadığını duyurdu.

Başbakan Haydar el İbadi’nin sözlerine yanıt verilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Aramızda herhangi bir anlaşma imzalanmamıştır. Sunulan her iki taslağa yanıt verdik. Birkaç kez federal hükümet ile anayasa esasına göre müzakerelere hazır olduğumuzu belirtmiştik. Ancak her defasında Bağdat’ın yanıtı olumsuzdu. Mevcut durumu savaşa süreklemek bütün bileşenleriyle Iraklılar için büyük bir felakete yol açabilir.

Irak anayasasında yer aldığı gibi, haklarımıza inancımızdan yola çıkarak, barıştan yanayız. Irak halkının nesilleri için bir gelecek inşa etmek uğruna, genel bir anlaşmaya varmak için yapıcı ve açık bir diyaloğu talep ediyoruz.”

İbadi, dün Erbil yönetiminin anlaşmadan vazgeçtiğini söylemişti.

Irak’ı Türkiye’ye bağlayan İbrahim Halil Sınır Kapısı, önceki gün ordu birlikleri tarafından geri alınmıştı.

Askerlerimizi Şehit Eden Teröristlerin İbretlik Sonu

Hakkari Şemdinli’de 6 asker ve 2 güvenlik korucumuzu şehit eden 19 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi!Bu milletin ekmeğini yiyip bu milletin askerine polisine kurşun sıkan itler,elbet bu milletten böyle kurşunu yiyecekler…Daha fazla insanın görmesi için paylaşalım.
Hakkari Şemdinli’de 6 asker ve 2 güvenlik korucumuzu şehit eden 19 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi!

Hakkari Şemdinli’de 6 asker ve 2 güvenlik korucumuzu şehit eden 19 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi!

.Çatışmayla ilgili TSK’dan yapılan açıklamada ”Bölücü terör örgütü tarafından yoğun sis ve kötü hava koşullarından faydalanarak gerçekleştirilmeye çalışılan saldırı girişiminin tespit edilmesi sonucunda meydana gelen çatışmada altı kahraman silah arkadaşımız ile iki güvenlik korucumuz şehit olmuş, biri ağır olmak üzere iki kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır” ifadelerine yer verildi.


TSK, çatışmanın Hakkari/Şemdinli ilçesi Ortaklar bölgesinde sınırın sıfır noktasında terör örgütü mensuplarının saldırı girişimi esnasında yaşandığını duyurdu.

TSK, çatışmanın Hakkari/Şemdinli ilçesi Ortaklar bölgesinde sınırın sıfır noktasında terör örgütü mensuplarının saldırı girişimi esnasında yaşandığını duyurdu.

Sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada 17 terörist öldürüldü. Öldürülen teröristlerin fotoğrafları ortaya çıktı.

Bu sabaha karşı Türkiye’ye sızmaya çalışan bir grup PKK’lı terörist ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmada 6 asker ile 2 güvenlik korucusu şehit oldu, biri ağır 2 asker yaralandı. Çatışmada 19 terörist de öldürüldü. Bölgede helikopter desteğinde kapsamlı operasyona başlandı. Bölgede havanın sisli olduğu ve görüş uzaklığının yer yer 1 metreye kadar düştüğü belirtildi.

Sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada 20’den fazla terörist öldürüldü. Öldürülen teröristlerin fotoğrafları ortaya çıktı.

Photographing John Galliano’s theatrical world

… John Galliano is one of the most revered and controversial fashion designers working today. His flair for theatrics and crafting garments that push boundaries have brought him to the helm of some the world’s leading design houses, including Givenchy, Dior and his own eponymous fashion label.
But after collecting years of accolades, he fell from grace. In 2011, he was dismissed from Dior and his own label following a drunken, anti-Semitic rant in a Paris bar. Following a trial that found him guilty, four years of rehabilitation, and a three-week stint at Oscar De La Renta, he now heads up the design team at the Parisian fashion house Maison Margiela.
“They were in a league of their own” says Fairer of the supermodels of the time. One such supermodel, Kate Moss, is pictured here walking for the designer’s 1997-1998 Autumn- Winter show.
“They were in a league of their own” says Fairer of the supermodels of the time. One such supermodel, Kate Moss, is pictured here walking for the designer’s 1997-1998 Autumn- Winter show. Credit: Courtesy Robert Fairer/ John Galliano Unseen
Prior to his dismissal, he had garnered a library of press attention. His flamboyance and electric imagination at his own label saw him touch on a multitude of themes during his 22 years with the brand, as seen in a new book by photographer Robert Fairer.
Together with his wife Vanessa, Fairer sifted through the thousands of images in his archive, selecting more than 330 photographs taken between 1996 and 2011 for the book.
Nowadays, it’s not uncommon for multiple photographers to be granted backstage access to document the hours leading up to a show, but when Fairer began shooting in the early 90s, the backstage area was unexplored territory.
Related:
Studio 54: The disco playground where sex and glamour reigned
Fairer describes the atmosphere backstage at a Galliano show as industrious and chaotic. While a model at a typical fashion show might wear two or three outfits, at a Galliano show, each girl had only one showpiece.
“A Galliano show means oversized, ‘make mine a whopper’ portions of fashion. It means movement, energy, music, color, anticipation, frenzy, drama,” Fairer writes in the opening pages of his book.
90’s supermodel Linda Evangelista walks in a John Galliano show. In a American Vogue review from 1997 this collection was described as: ” A rebellious schoolgirl dreams of journeying to Hollywood where she is cast as Cleopatra.”
90’s supermodel Linda Evangelista walks in a John Galliano show. In a American Vogue review from 1997 this collection was described as: ” A rebellious schoolgirl dreams of journeying to Hollywood where she is cast as Cleopatra.” Credit: Courtesy Robert Fairer/ John Galliano Unseen
Over the phone, he tells of Galliano’s backstage “cabine” (a small cabin backstage decorated to match the collection’s theme) where Galliano would stay as hair and make-up artists worked on models before the show. When they were through, the dressers would help the the girls into ornate, outlandish (and often difficult to maneuver) attire, and line them up. It was at this point that Galliano would step out.
Related:
The maverick stylist crafting clothes and art from human hair
“John comes out of his ‘cabine’ in his wonderful outfit — it could be nautical themed or even a space suit — and is taken straight to the models,” Fairer recalls, “The crowds just part and he goes straight up to the front and he’s there and he will talk to each girl before they go out, give them the spiel and that’s his post, up there at the front. Nobody goes up there that is John’s area.”
“John Galliano: Unseen” follows Fairer’s 2016 book “Alexander McQueen: Unseen.” The photographer says he has always been keen to share what he’s witnessed backstage: “We have this huge archive and we want to share it with people and as a foil to McQueen.”
Girls pose backstage at the Spring-Summer 2009 show. The clothes were inspired by the work of caricaturist James Gillray.
Girls pose backstage at the Spring-Summer 2009 show. The clothes were inspired by the work of caricaturist James Gillray. Credit: Courtesy Robert Fairer/ John Galliano Unseen
In recent years, Fairer has slowed his backstage coverage. With the rise in digital photography and the ubiquity of photographers, Fairer has found it harder to take the pictures he wants to take. However, he still works backstage at select shows, including Tom Ford and Calvin Klein.
Years of working for magazines like Vogue, Elle, and Harper’s Bazaar suggests that his two books have merely scratched the surface of his archive. So, perhaps more “Unseen” books will follow, and more secrets from backstage will be revealed.
“John Galliano: Unseen,” published by Thames & Hudson, is out now.

Ucuz et satışı yapacak iki market açıklandı!

GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü marketlere ucuz ve uygun fiyattan et satışına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Firmalar; 81 ildeki bütün marketlerinde, Kurumumuzdan aldıkları dana karkas etlerden ürettikleri kıymayı 29 liradan ve kuşbaşını 31 liradan taze olarak satışa sunacaklardır. Bu ürünlerin şoklanmış veya don olarak satışı yapılmayacaktır” denildi.

Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle;

“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın ilgili kuruluşu olan Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü olarak, vatandaşlarımızın et ihtiyaçlarını uygun fiyatla karşılayabilmeleri için çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürmekteyiz. Bu çalışmalarımızdaki öncelikli hedefimiz, uygun fiyatlı kırmızı etin, en geniş tüketici kitlesine ulaştırılmasıdır. Bu maksatla Türkiye’nin bütün illerinde satış noktası bulunan ulusal market zincirlerinde en uygun fiyatla kıyma ve kuşbaşı et satışı yapılması hedeflenmiştir. Bilindiği üzere bu kapsamda iki gün önce, KDV dahil kıymayı 29,00 TL/Kg ve kuşbaşını 31,00 TL/Kg fiyatlarla Türkiye’nin 81 ilinde kendi satış noktalarının tamamında satmayı taahhüt eden zincir marketlere, taze dana karkas et satışı yapılacağıyla ilgili duyurumuz web sayfamızdan yayınlanmıştır.

Bu duyuru kapsamında dün akşam 17.00’ye kadar 8 firma Kurumumuza müracaatta bulunmuştur. Kurumumuzca oluşturulan komisyon tarafından bu 8 firmanın başvurusu değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme neticesinde A101 ve BİM firmalarının başvurularının, belirlediğimiz kriterlere uygun olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu iki firmayla sözleşmeler imzalanmıştır. Sözleşme gereği, bu firmalara Kurumumuzdan karkas et sevkiyat işlemlerine bugün itibariyle başlanacaktır. Bu karkas etler, firmalar tarafından kuşbaşı ve kıyma haline getirilip en kısa sürede yarımşar kilogramlık MAP ambalajlı şekilde satışa sunulacaktır. Firmalar; 81 ildeki bütün marketlerinde, Kurumumuzdan aldıkları dana karkas etlerden ürettikleri kıymayı 29 liradan ve kuşbaşını 31 liradan taze olarak satışa sunacaklardır. Bu ürünlerin şoklanmış veya don olarak satışı yapılmayacaktır. Söz konusu marketler, sözleşme kapsamında belirtilen fiyatların ve ürünlerin dışında taze kıyma ve kuşbaşı satışı yapmayacaktır. Vatandaşlarımıza uygun fiyatlı et temin edilmesi yönündeki çalışmalarımız devam edecektir.” DHA

O Ajandan Yıllar Sonra Gelen İtiraflar Resmen Kan Dondurdu: Saddam Hüseyin..

Yazdığı Kitabında tarihin Saddam’ı haklı çıkardığını itiraf eden CIA ajanı John Nixon, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in sorgu sırasında kendisine, ‘Başarısız olacaksınız çünkü Irak’ı tanımıyorsunuz’ dediğini yazdı.

Irak devrik lideri Saddam Hüseyin’in 2003’te yakalandıktan sonra CIA tarafından sorgulanması kitap haline geldi. Saddam’ın sorgusunu yürüten CIA ajanı John Nixon Başkanı Sorgulama: Saddam Hüseyin’in sorgusu’ (Debriefing The President: The Interrogation Of Saddam Hussein) adını verdiği kitabında o dönem Irak’ın devrik lideriyle yaptığı konuşmaları aktardı.

Saddam’ın bilinenin tam tersini kendisine aktardığını iddia eden Nixon, ‘Onu dinlediğimde bu duruma oldukça şaşırdım’ dedi.Kitabında tarihin Saddam’ı haklı çıkardığını savunan John Nixon, Saddam Hüseyin’in yakalandıktan kısa bir süre sonra kendisine, ‘Irak’ı yönetemeyeceksiniz, Başarısız olacaksınız çünkü Irak’ı tanımıyorsunuz.

Dilini, insanını, tarihini ve kültürünü bilmiyorsunuz. Çok yakında Irak’ı yönetmenin ne kadar zor olduğunu siz de anlayacaksınız’ dediğini yazdı. Eski CIA ajanı Nixon ayrıca ABD’nin işgalden önce ortaya attığı iddiaların Saddam Hüseyin tarafından kesin bir dille reddedildiğini aktardı. 2003 yılında yakalanan Saddam Nixon’a Irak’ın iklim koşullarıyla insanların davranışları arasında bir ilişki olduğunu ve 2004 yılında yaza doğru ülkede olayların başlayacağını aktarmış.
Tarih daha sonra Saddam’ı haklı çıkardı. 2004 yılının Nisan ayında ABD öncülüğündeki koalisyon güçleriyle El Kaide, Mehdi Ordusu ve Baas partisi taraftarları arasında çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda bin 342 Sünni ve Şii savaşçı hayatını kaybederken, koalisyonun kaybı 383 olarak açıklandı. Nixon Saddam’ın ayrıca ‘Irak hükümetinin El Kaide bağlantıları var’ iddiasını reddettiğini ve 11 Eylül saldırılarına hiçbir şekilde destek vermediğini kitabında belirtti. Nixon’a göre Saddam 11 Eylül saldırılarını Amerika ve Irak ilişkileri açısından yeni bir sayfa olarak gördü.

ABD yönetiminin 2001’de meydana gelen saldırıdan sonra köktenciliğe karşı vereceği savaşta Ortadoğu’da seküler bir yönetim olarak Irak’a daha fazla güveneceği Saddam’ın düşünceleri arasında bulunuyormuş. Kitapta Irak’ın kimyasal silaha sahip olmadığını aktaran Saddam Hüseyin’in Amerikan halkının cahil olduğunu ve Irak’ın sonunu getireceklerini söylediği belirtildi. Nixon kitabında, Saddam Hüseyin’in Irak’ın kimyasal silah kullanmayacağı yönünde konuşmalar yapmasıyla birlikte kendisine Halepçe katliamını sorduğunu ve devrik liderin sinirlenerek ‘Sizden de başkanınızdan da korkmuyorum. Ülkemi korumak için ne gerekiyorsa onu yaparım’ dediğini ve daha sonra sakince ‘O kararı ben almadım’ ifadelerini kullandığını aktardı.

Saddam Hüseyin Amerika’nın atadığı geçici hükümetin yönetiminde yargılanmış ve 1982 yılında Duceyl’e 148 Iraklı Şii’nin öldürülmesinden sorumlulu tutularak 5 Kasım 2006’da idama mahkum edildi.

Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006’da asılarak idam edildi. John Nixon, ‘Başkanı Sorgulamak: Saddam Hüseyin’in Sorgusu’ adını verdiği kitabı Saddam’ın idamının 10. yıl dönümünden bir gün önce 29 Aralık tarihinde raflarda yerini alacak.

8 Askerimizi Şehit Ettikleri Özel Silah Bakın Hangi Ülkenin Çıktı

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde yağış ve sisli havadan yararlanarak Türkiye’ye sızmak isteyen teröristlerle çıkan çatışmada 6’sı asker, 2’si güvenlik korucusu 8 güvenlik görevlisi şehit oldu. Çatışmada 5 PKK’lı terörist ise etkisiz hale getirildi. Şehit olan 8 güvenlik görevlisinin cenazeleri helikopterle Yüksekova Devlet Hastanesi morgona kaldırıldığı belirtildi.

DHA’nın haberine göre, Çıkan çatışmada 5 PKK’lı teröristin de etkisiz hale getirildiği belirtilirken, bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

Operasyonlar devam ederken öldürülen teröristlerden bakın hangi ülkenin silahları çıktı.

8 Şehit verdiğimiz Şemdinli’de PKKlı teröristler
Amerika’dan aldıkları zırh delme özelliği olan AT-4 Tanksavar ve ağır silahlar ile saldırdı

BAŞBAKAN YILDIRIM’DAN AÇIKLAMA

Başbakan Binali Yıldırım, Hakkari’deki saldırıya ilişkin olarak açıklama yaptı. Yıldırım, “Türkiye’nin düşmanı, bu milletin düşmanı kim olursa olsun 80 milyonun duası ve desteği ile gereken karşılığı görecektir. Kararlılığımız artarak devam edecektir”